Limonata

Limonata

Kira günüydü. Her gün sattığından daha fazlasını satması gerekiyordu. Küçük bedeni taşımakta zorlansa da bir elinde su, diğer elinde limonata her geçene “buz gibi” diye satmaya çalışıyordu. Aylardan temmuz olmasına rağmen bulutlu bir gündü. Pek alıcı yoktu. Dinlenmek için banka oturdu.  Umudu tükeniyor, akşamı düşünüyordu. Ev sahibi yine kapıya dayanacak annesine hakaretler yağdıracaktı. Annesinin yaşayacağı mahcubiyet aklına geldikçe umudunu tazeliyor, içi buz dolu plastik kovalara sarılıyor, farklı noktalara yürüyor, satış yapmaya çalışıyordu.

Sabah mesaisi bitmek üzereydi. Yolun karşısında altında bir banka olan iş merkezini gözüne kestirdi. Hem bankadan hem iş merkezinden çıkanlara satabilirdi. Yaya ışığı yanınca kimselere çarpmadan sağdan yavaş yavaş ilerledi. Kaldırıma adımını atsa da ağır gelen limonata kovasını kaldırıma vurarak devirdi. Sendeleyerek yere düştü. Limonatalardan biri park etmiş otomobilin altına kaçtı. Birkaçı kırılsa da otomobilin altına kaçan kırılmamıştı. Almak için otomobilin altına uzantı. Silah sesleriyle başlayan bağrışma ve koşuşturmaları duysa da oralı olmadı. Aklında limonatasını kurtarmak vardı. Parmakları limonataya tam değmişken bir el Ferit’i hızlıca çekip otomobilin altından çıkardı. Elleri ve yüzü yaralansa da, “Limonatam, limonatam,” diyordu. Onu çeken maskeli ve siyah giyimli adam, “Ölmek mi istiyorsun? Defol git buradan,” deyip yine ön koltuğa oturdu.

On yaşındaki her çocuğun korkacağı birinden korkmuyor, “Ben limonatamı istiyorum,” deyip arabanın altına uzandı Ferit.

Banka soyan arkadaşlarının gelmesini bekleyen gözcü hırsız tekrar arabadan indi. Ferit’in kıçını tokatladı. Bir paçasından çekerek arabanın altından ikinci defa çıkardı. Ağzı, burnu kanayan Ferit’in iki yakasından tutup, “Gözlerime bak, ben hırsızım, hırsız. Hırsızlar kötü adamdır,” belindeki silahı gösterip, “Kaç kişiyi vurdum bu silahla biliyor musun? Seni de vurmamı istemiyorsan defol buradan!” diyerek Ferit’i yere fırlattı. Ferit yine kaçmadı. Gözü limonatasındaydı. Soyguncular bankadan koşarak gelince Ferit’i savuran hırsız da arabaya bindi. Şoför arkadaşlarına, “Gazla, gazla,” dediler. Arabaların kapısı kapanınca Ferit son bir hamle kanayan burnunu kollarına silerek arabanın altına uzandı. Limonatanın kırılmasından korkuyordu. Ferit’i pataklayan hırsız, dikiz aynasından Ferit’in yine otomobilin altına uzandığını görünce şoföre, “Dur. Sakın hareket etme. Arabanın altında başımızın belası çocuk var,” dedi. Araba durunca az önce bankadan çaldığı paralardan bir desteyi Ferit’in göreceği yere fırlatıp, “Al limonatanın parasını. Hemen çık otomobilin altından. Ezileceksin başımın belası!” dedi. Parayı gören Ferit hemen arabanın altından çıktı. Ayağa kalkmadan parayı kimselere çaktırmadan derin cebine soktu. Hırsızlar gazlayıp kaçtılar. Ferit arkadan bakarken arka cebine limonatası vardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir