Parktaki Çocuk

Yeni taşındığım mahallenin parkında hafta sonu hem gazetemi okuyor hem güzel havanın tadını çıkarıyordum. Sayfaları çevirirken gözüm, minicik ellerini parkın dışından tel örgülere geçirerek parkta güle oynaya vakit geçiren yaşıtlarını seyreden sekiz yaşlarında erkek bir çocuğa ilişti. O hüzünlü bakış gazete haberlerine olan ilgimi bitirdi. Gazeteyi güzelce katlayıp koltuğumun altına yerleştirdim. Minik bedeni ürkütmeden küçük adımlarla yanına yanaştım. Göz hizasına gelebilmek için zor da olsa çömelebildim. Beni fark edince bir süredir parkta hayranlıkla seyrettiği akranlarından gözlerini bana kaydırdı. Neyse ki ürkmedi; ama mutlu bir ifadesi de yoktu. Merakım iyice arttı. Buranın yabancısı mıydı, yoksa parktakilerle kavgalı olduğu için mi uzak duruyordu, bilemedim.

Yakından bakınca acı çekmiş büyük bir insanın bakışları saklıydı çocuk bedeninde. Onca ilgime hiçbir tepki vermedi. Sormaya karar verdim. Neticede her çocuk eğlenmeyi, mutluluğu hak eder.

 “Bir şey sorabilir miyim” diyerek biraz daha sokuldum.

“Bana mı?” dedi.

“İznin olursa sana. Adın ne?”

“Onur,” dedi uzatmadı.

“Sen neden oynamıyorsun?” diye ikinci sorumu sordum. Kafasını eğdi. Bir müddet cevap veremedi. Tel örgülerden indirip minik parmaklarını çaresizce birbirine doladı. Yutkundu. Yine konuşamadı. Göğsünden derin nefes alınca içinin dolduğunu anladım. Daha fazla zorlamamak için tel örgülerden yardım alarak ayağa kalktım. Bir müddet öylece bakakaldım. Büyük bir insanın olgunluğunu taşısa da hareketleri çocuksuydu.

Banktaki yerime gidiyordum ki arkamdan, “Onların babaları var. Onların ellerinden tutan, onları saran, gezdiren, öpen, geceleyin birlikte uyudukları bir babaları var.”

Dönmek için attığım adım, hayatımın en zor adımıydı. Bu küçük bedenden bu kocaman sözler beni adeta arkamdan vurdu. Yanına yanaşır yanaşmaz, “Baban …”

Daha lafımı bitirmeden, “Babam şehit oldu. Biz bu parklarda daha özgür daha huzurlu oynayalım diye şehit oldu. Ama ben oynayamıyorum.”

Neye hiddetlendiğimi bilemeden, “Olur mu öyle şey? En çok senin hakkın” dedim.

“Sizin adınız ne amca?” sorunca içimden bir şeylerin koptuğunu hissettim.

Heyecanla iki defa tekrarlayarak, “İbrahim, İbrahim” dedim. Artık kendimi bu bedeni küçük, yüreği büyük adamla arkadaş görüyordum.

“İbrahim Amca en çok neyi özlüyorum biliyor musun?”

Tekrar çömelerek, “Neyi Onur” derken içimin acıdığını hissettim.

“Babamın bana sarılırken hissettiğim kalbinin atışlarını. Hızlı hızlı atardı. Sorduğumda mutluluktan derdi. Yok. Atmıyor artık” derken dudakları titredi.

Gözleri dolunca yağmadan araya girme gereği hissettim. “Eminim o her gece gelip sana sarılıyor seni öpüyor, üstünü örtüyordur. Seni hiç ama hiç yalnız bırakmıyordur. Biliyorsun şehitler ölmez.”

Onur sözlerimin bitmesini bekleyecek kadar da kibardı. Belli ki iyi bir aile terbiyesi görmüştü. Kaldığı yerden devam etti. İçini boşaltana kadar dinlemeye razıydım onu.

“Babam kahramanımdı, doğan güneşim. Elimden tutan, her yanımı dolduran. Bir de neyi özledim İbrahim Amca biliyor musun?” derken ilk defa geçmişe kayan gözleri ayın şavkı vurur gibi parladı, dudakları tebessüm etti. Babasını görür gibiydi.

Ağlamadan sormak için zor tuttum kendimi. Titrek bir sesle, “Neyi” dedim.

“Beni ıslak dudaklarıyla doyasıya öpmesini.”

İpler koptu. Onur’a yakalanmamak için sol yanıma dönerek boşalan gözlerimi çaktırmadan sildim. “Ben öpebilir miyim, elinden tutup parka eğlendirebilir miyim, sana baban gibi sarılabilir miyim, her yanını olmasa da bir yanını doldurabilir miyim?” peş peşe sorularla bir çırpıda içimi boşalttım. Bir müddet cevap alamayınca gözlerimi bir kez daha silerek Onur’a döndüm. Göremeyince çok üzüldüm. Demek ki “Dayanamadı ya da hoşlanmadı, gitti,” diye düşünüyordum ki minik bir elin arkamdan çöken omuzlarıma dokunduğunu hissettim. Döner dönmez boynuma sarıldı. Meğer tel örgüleri aşmak için dolaşmış. Belki ikimiz de ağlıyorduk; ama Onur için güneş yarın yeniden doğacaktı. O günden sonra Onur’u evladım gibi sahiplenerek elimden geldiğince babasının yokluğunu hissettirmemeye çalıştım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir