Yusuf

Antepli Yusuf’u tanıdığım o gün hayata bakışımın bu denli değişeceğini ummazdım hiç. Acıların en büyüğünü yaşamış; ancak eğilmemiş, kırılmamış, boyun eğmemiş, baş vermemiş; direnmiş, ayakta kalmış Şehit oğlu Yusuf. Daha anne karnındayken acıyla tanışmış. 1992’de Siirt Eruh’ta vatan savunmasında şehit düşmüş babası Ali. İkinci büyük acıyla yine anne karnında tanışmış. Annesi Sevda’ya kanser teşhisi konmuş. Acil tedavi, ardından kemoterapi olması gerekmiş Sevda’nın. Onun için bebeğin alınacağını söylemiş doktorlar. Kabul etmemiş Sevda. “Ali’min hatırası o. Soyunu kurutamam Ali’min. Üç aylık cana kıyamam,” demiş.

Dört ay dayanabilmiş acılara. Bir deri bir kemik kalmış Sevda. Eridikçe erimiş. Yedinci ayında doktorlar bebeği almaya karar vermiş. Sevda doğumdan üç gün sonra vefat etmiş. Göremeden, eline alamadan bebeğini, göçüp gitmiş Ali’sine. Doğuma girerken Sevda, “Ali’min vasiyeti adını Yusuf koyun,” demiş.

Bakıma muhtaç dedesi ve ninesi bakamayınca devlet sahip çıkmış şehidinin oğluna. Yurtlarda bir başına büyümüş kimsesiz. Acılar yoğurmuş yıllarını. Değiştirmek istemiş kaderini. Yazılımcı olmaya karar vermiş. Başarılı yılların ardından mezun olmuş, hayata atılmış Yusuf. Sadece yazılımcı olmamış Yusuf, büyükle büyük, küçükle küçük olmayı, oturmayı-kalkmayı, son sözünü sona saklamayı bilen; sabırlı, hoşgörülü, sözünün eri kalender bir insan olmuş.

Acıların toplumu kasıp kavurduğu bir dönemde insanların huzur ve refah bulamayacağını bildiğinden yapacağı bir uygulama ile buna çare olmak istemiş. Uzun uğraşlardan sonra programı yapmayı başarmış.

Yusuf’un hikâyesini dinledikten sonra hayata nasıl böyle sarılabildiğini, isyan etmediğini sorduğumda telefonundaki uygulamayı aslında kafasında hep çalıştırdığını söyledi. İyice merak eder oldum. Neydi bu programın hikmeti?

Programı açıp programın arayüzünü gösterdi Yusuf. Sol tarafta kırmızı çirkin bir emoji, sağ tarafta mavi güler yüzlü bir emoji vardı. Uygulamanın nasıl çalıştığını sordum.

 “Çok kolay. Gün boyu karşılaştığın her olumsuzlukta kırmızı emojiye tıklayarak alt alta birikmesini sağlıyorsun. Her bir kırmızı emoji o gün yaşadığın bir olumsuzluğu gösterir,” dedi.

Dayanamadım, Araya girdim, “Gün boyu o kadar olumsuz şeyle karşılaşıyoruz ki bunların tamamını silecek kadar güzellikle karşılaşmıyoruz ki,” dedim.

Yusuf güldü. “İşin sırrı da burada. İnsanoğlunun fıtratında var. Ne kadar çok kötülük yaşasa da güzel bir hareket hepsini siler atar. Bir selam, tatlı bir tebessüm, başımızın, gururunun okşanması… İzle, gör,” dedi.

Yusuf, ekrandaki onca kötü emojileri sağ taraftaki mavi düğmeye dokununca yağmurun kiri, pası silmesi gibi silip attı. Dönüp bana insanın içini saran yumuşak sesiyle, “Şimdi onca kötülükten bu yaşıma kadar nasıl arındığımı anladın mı?” dedi.

O gün anladım ki öğrenmenin yaşı yokmuş. Hayata neyi görmek için bakarsan onu görürsün. Güzel şeyler düşünerek güzel bakmayı öğrenmiş Yusuf. Karşılığında da güzel şeyler görmeye başlamış. Benim ona bakışımı değiştirdiği gibi her şeyi değiştirebileceğine inananmış bir karalılık vardı gözlerinde.     

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir